Koray Kırdinli

Yazılım ve İş Yaşamı Hakkında Paylaşımlar

Türkiye’de Yazılım Şirketlerinin Kalitesi

Bu yazımda Türkiye’de yazılım sektörünün neden hakettiği değeri göremediğini kendi bakış açımdan kendi kariyerim boyunca karşılaştığım örneklerle açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle yazılım mühendislik gerektiren bir konu olup 2-3 satır kod yazan bir kişinin ben yazılım mühendisiyim diye ortalıkta dolaştığını çok görüyoruz ayrıca üniversite dahi bitirmeden 6 aylık bir kursla kendine uzman sıfatını yapıştıranlarında örnekleri bir hayli fazla. Yazılımda ben oldum diye bir kavram yoktur çünkü o kadar derin bir konu ki bu kadar yüzeyleşselleştirilemez. Bu gibi kişiler gerçek yazılımcı ruhuna sahip kişilerin de önünü kesmekte.
Yukarda yazılımcı açısından olaya kısa bir pencere açtık. Gelelim yazılım firmaları tarafına :
Firma tarafında da durum esasında hiç de farklı değil. Bir tane yeni mezun birini işi alan bilgisayar şirketleri ben yazılım şirketiyim diye ortaya çıkıveriyor. O zaman ben de fatura kesersem bende şirketim :) Yazılım şirketi olmak bu kadar kolay olmamalı belli bir standardı olmalı.Nerden mi biliyorum bizzat yaşadım. Yeni mezunbir mühendis ne kadar kurumsal uygulamalar geliştirebilir. Tamam yeni mezun nerde çalışacak önce birilerinin yanında pişmesi lazım sektörü ve kod yazmayı öğrenmesi gerekir.Ancak firma belli bir zaman yazılımcısını eğitmeli her konuda bilgilendirmeli ki daha sonra kötü sonuçlar doğurmasın.
İşte bu tarz firmalar programın kalitesiyle ilgilenmez müşteriyi yolunacak kaz gibi gördükleri için sadece alacakları parayı düşünürler. Ben bu yazılımı geliştirtiyorum ancak yazılımcım işi bırakırsa ne olur , müşteri desteği verebilir miyim , kalitesiz yazılım bana daha sonra büyük sorunlar çıkartırmı diye düşünemezler çünkü o vizyona sahip değiller. Bu tarz firmalar yazılımcılara basit bilgisayarcı gözüyle görmesine sebep oluyorlar. Yani bize zarar veriyor.
Bir firma düşünün ki bir yazılım geliştiriyor tek elemanı var. Yazılımcı analiz yapıyor , kodu yazıyor , ekran tasarımlarını yapıyor,programı bitirip müşteriye gidiyor gösteriyor , müşteriye kurulum yapıyor , bir sorun olduğunda müşteriye gidiyor , gerektiğinde programı pazarlıyor çünkü programı bilen ondan başka kimse yok , Pazarlama için broşür , sunum hazırlıyor , eğtim videoları ve dökümantasyon hazırlıyor,müşteriye eğitim veriyor vs.vs.
Bu firma yazılımcılarına o kadar değer veriyor ki bir notebook bile almıyor daha verimli çalışsın diye.Hatta şöyle oluyor Firmaya işe alma şartı : Notebook’u olmayan yazılımcı işe alınmaz. Ne kadar komik değil mi?
Bir diğer konu ise ISO ve kalite belgeleri : Bunların prosedürünü bilmiyorum ancak yazılım işinden anlamayan yazılım şirketleri dahi bu belgelere sırf prestij olsun diye alabiliyor bana çok ilginç geliyor açıkçası. Bence şirketin satmışa sunduğu ürünler bir kalite testinden geçmeli ve her önüne gelen şirket kalitesiz yazılımları piyasaya sürememeli(özel yazılımlara sözüm yok). Böyle olmadığı zaman ortalık yazılım çöplüğüne dönüşüyor.İnternete eleman ilanı veriliyor yazılımcı için aradığı kriterler şöyle
Üniversitelerin blgisayar mühendisliği bölümünden mezun tercihen ITU-ODTU aşağısı kurtarmaz , Esnek (gece gündüz) çalışma saatlerine ayak uydurabilecek , C#,SQL, de uzman , Nesne yönelimli yazılımı içmiş(firma ne olduğunu dahi bilmiyor),süper ingilizcesi olan , araç kullanabiln(pazarlamada kullanmak için),askerliğini yapmış,azla yetinmesini bilen vs.vs.
Daha çoğaltmak mümkün.YAni işin Türkçesi az maaş çok iş…
Testmiş , nesne yönelimli programlamaymış , destek faaliyetlerinin kontrolüymüş , versiyon kontolüymüş firmanın umrunda değil. Firma sadece satışa odaklanmış yapılan ürün beta testinden bile geçmeden piyasaya sürülüyor release olarak.
Bu yazılımcının yaptığı şeyler ne kadar profosyonel olabilir. Tabi ki her şey yarım yamalak. Müşteriler şikayetçi , firmanın itibarı zadeleniyor ama firmanın umrunda değil çünkü o parasını almış kenara çekiliyor.
Bu yazılımcı garibim her işi yetiştirmek için gece gündüz çalışıyor ama günler yetmiyor. Daha sonra işler birazcık duruldu mu maaşını geç almaya hatta hiç alamamaya başlıyor. Sonra istifasını verdiğinde ise firma kalan parasının kendinde haklı sebeplerden dolayı üstüne yatmayı kendine mübah sayıyor çünkü kendine göre bu elemanı ben yetiştirdim ve beni terketti.Tekeder tabi çalışanlara köle gibi davranır onun da insan olduğunu unutursan tabi terkeder.Sonuçta yazılım kafa işi ve kafan rahat değilse yazamazsın aslında durum bundan ibaret.
İşe girerken binbir vaat veriliyor işte şöyle  olacak böyle olacak sonra hepsi unutuluyor. Ben çalıştığım bir şirkete girdiğimde orayı gerçekten çok büyük bir şirket zannettim ilk 3 ay.Neden mi bana firma öyle tanıtıldı 3 ay işlerimde başarılı olunca başka bir ildeki yazılım labratuarına göndereceklerdi beni sözde sonradan böyle bir yerin olmadığını ve şirkette tek başıma çalıştığımı öğrendiğimde gerçekten yıkılmıştım ama yine de para kazanmak ve için bunları da yuttum mecburen.Daha bunun gibi  bi sürü örnek sayabilirim. Firma resmen balonmuş.Abartmayı anlarım ama bir sınırı da olması lazım. Müşterilerle muhatap olduğunda fimanızda kaç kişi çalışıyor diye sorduklarında sadece ben çalışıyorum demek çok kötü birşey.Çünkü yazılım bir ekip işi.Nasıl bir inşaatı inşaat mühendisi tek başına yapamazsa profosyonel bir yazılımı da tek bir bilgisayar mühendisi yapamaz.Çünkü o kadar çok uzmanlık alanı var ki tek başına geliştirilen yazılımların mutlaka eksik bir tarafları olacaktır.
Hakkını vermek lazım aslında firmada sadece ben çalışmadım bir sürü de eleman alındı.Ancak birazcık diş gösteren kovuldu. En uzun çalışanın bir sene olan bir işletme piyasada ne kadar tutunabilir bu da ayrı bir tartışma konusu.Geçici karlar elde edilebilir yani personel maaliyeti bu yolla düşürülebilir ancak ileri vade düşünen akılcı firmalar elemanı tutmak için herşeyi yapmalı.Çünkü her yeni eleman yeni bir risk demek.Ben öyle firmalar var ki deneme süresi adı altında elemanı alıp 2-3 ay geçici işlerini yaptırıp olmadı senle devam edemeyiz deyip para dahi ödemeden işine son veriyorlar.
Türkiye’de o kadar iyi yazılımcılar var ki sırf bu tür firmalar yüzünden bir çoğu harcanıyor vizyonları daralıyor.Bir çok yazılımcı hakettiği paraları alamıyor , sosyal haklarından faydalanamıyor. Evet arkadaşlar maalesef bir çok ufak şirket bunları kendisine adet edinmiş ve kısır bir döngü şeklinde tekrarlayıp duruyorlar ve geriye baktıklarında aslında bir arpa boyu yol alamıyorlar.Zaten bir şirketin büyümesi demek patronun cebine daha çok para girmesi demek değil , eleman sayısının artması ve daha büyük projelere imza atılması demektir bence.
Tabi her firmayı da bu katogoriye sokamayız bir çok firma biliyorum ki yazılımcısını hiç bir şeyden mahrum bırakmıyor onları da burdan tebrik ediyorum.
Kaliteli firma girişimleri ne kadar çok olursa Türkiye’de yazılım sektörü de o kadar gelişecektir.Tamam çok yazılım geliştiriliyor ancak doğru dürüst Ar-ge olmadığı için hep taklit yazılımlar geliştiriliyor. Örneğin yukardaki yeni mezun arkadaşa al bu yazılımın aynısını yap denilebiliyor. Yaratıcı ve yeni fikirlerden her zaman mahrum oluyoruz. Başka bir firmanın yazılımını ucuz iş gücü ile taklit edip ürünü yarı fiyatına satmak o firmaya haksız rekabet olmuyor mu?
Bunlar benim tamamen kendi kişisel fikirlerimdir.Yorumları olan arkadaşlarda eklesin. Herkese iyi günler dilerim.

August 28, 2009 - Posted by | Yaşam | , , , , , ,

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s