Koray Kırdinli

Yazılım ve İş Yaşamı Hakkında Paylaşımlar

Ödeme Sistemleri Serüveni

Uzun yıllar farklı alanlar ve departmanlarda çeşitli projelerde yer aldıktan sonra, son 2 yıldır da ödeme sistemlerinde yazılım geliştirmeye devam ediyorum. Ödeme sistemlerine geçtiğimde yazılım geliştirmek için sadece programlama bilmenin yeterli olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. Ödeme sistemleri aslına baktığımızda çok fazla know-how gerektiriyor ve uçsuz bucaksız bir deniz gib. Bu konuda Türkiye’de çok fazla yetişmiş iş gücü kısıtlı. Bu alanda da yine yabancı yazılım ve standartları kullanmak zorundayız. Konuyla ilgili Türkçe kaynak bulmak neredeyse imkansız çünkü oldukça niş bir alan. Ben de bu konuda öğrendiğim konuları hem öğrendiklerimi pekiştirmek hem de bu alana yönlenmek isteyenlere faydalı olabilmek adına bir yazı dizisi şeklinde zaman içerisinde paylaşmayı hedefliyorum.
images

Ödeme sistemleri denince ilk akla gelen tabi ki kredi kartları ancak ödeme sistemleri çatısı altında bilgi sahibi olunması gereken o kadar çok kavram var ki , bunlar yazılım geliştirmenin çok ötesinde uzmanlık gerektiren konular.  Standartlar, sertifikasyonlar, kurallar, şifreler, chipler, doğrulamalar algoritmalar ve daha bir sürü konu. En basit tabiriyle ödeme sistemleri dediğimizde aklımıza ödeme yapabildiğimiz kanalları aklımıza getirmemiz gerekiyor. Bir ürün aldığınızda kredi kartınızı POS’a takıp şifrenizi girmenizle başlayan süreç, paranın satıcının hesabına geçirilene kadar geçen süreç veya ATM den işlem yapmak istediğinizde kartınızı cihaza takıp şifrenin doğrulanması veya internetten kredi kartınızla online alışveriş yaparken

POS_

Eğer bu sektöre girdiyseniz veya girmek istiyorsanız ister istemez aşağıda listelemiş olduğum bazı kısaltma ve terimlere aşına olmanız gerekiyor diye düşünüyorum. Yeri geldiğinde bunlarla ilgili konulara daha detaylı değineceğiz ancak bu ilk yazımızda genel bir vizyon sahibi olmak adına bir girizgah yapacağız.

ATM (Automated Teller Machine) :
HSM
(Hardware Security Module) :
XFS (Extensions for Financial Services ) :
EMV (Europay-MasterCard-VISA) :
RKL (Remote Key Loading) :
ISO (International Organization for Standardization) :
PCI (Payment Card Industry) :
PCI DSS (Payment Card Industry Data Security Standart) :
BKM (Bankalararası Kart Merkezi) :
3D Secure :
Debit/Credit Card :
NFC (Near Field Communication) : 
POS (Point Of Sale): Fiziksel kartla ödeme noktası.
VPOS (Virtual Point Of Sale) : Sanal Pos
Acquirer Bank : Ödemenin alınacağı POS’un bağlı olduğu bankadır ve anlaşmaları doğrultusunda satıcıya aktarır.
Issuer Bank :  Kartı düzenleyen bankadır.
Merchant : Üye İşyeri
Payment Switch :
BIN (Bank Identification Number)
IIN (Issuer Identification Number):
Clearing (Takas) :
Authorization : Provizyon;
PIN : Şifre
Fraud : Sahte işlemler
Chargeback : Kart hamilinin işlemin kendisine ait olmadığını bildirdiği tutar.
End of Day : Günsonu işlemi
OTP : One Time Password
CHIP : Para kartlarının ve
CVC2 : Kredi kartının arkasındaki 3 haneli güvenlik kodudur.

Aşağıdaki şekilde de bir ödeme işleminin müşteriden satıcıya kadar geçen adımları numaralandırarak çok güzel bir şekilde açıklıyor.

transflow

Referanslar 
http://howbankswork.com/what-is-a-merchant-acquirer/
http://www.fidelitypayment.com/resources/what_are_merchant_services
http://livecashless.com/costi-del-pos-arrivano-primi-risultati-dal-tavolo-tecnico/
http://www.odemesistemleri.org/
http://en.wikipedia.org/wiki/Payment_system

 

Reklamlar

Ocak 18, 2015 Posted by | Ödeme Sistemleri | , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yazılımcılık ve Futbolculuk

Başlığı gördüğünüzde ne alaka diyebilirsiniz ancak ben yazılımcının kariyerini bir futbolcuya benzetiyorum. Neden derseniz ikiside 35 yaşında gözden düşüyor.  Günümüzde hepimizin bildiği gibi yazılım geliştirme sadece gençlerin oynadığı bir oyun olarak görülüyor ve  yaşlı programcılar iş bulmakta zorlanıyor. Hele ki sadece belli bir alanda uzmanlaşmış ise kriterlerine uygun iş bulması neredeyse imkansızlaşıyor. 30lu yaşlara kadar bir yıldız gibi parlayan yazılımcılar 35den sonra yavaş yavaş sönükleşiyor maalesef.

California Üniversitesinden Profesör Norman Matloff’ da yaptığı araştırmada 35 yaşından sonra programcılar iş bulma olasılığının azaldığını gözlemlemiş. İstatistikler programcıların 40 yaşından sonra genellikle mevcut pozisyonlarından ayrıldıklarını gösteriyor. Peki bu programcılara ne oluyor, hepsini ıssız bir adaya mı gönderiyorlar veya emlakçı, bakkal, manav gibi farklı mesleklere mi geçiş yapıyorlar? Yada her yazılımcının işten bunaldığı anlarda söylediği gibi köy hayatına geçiş mi yapıyorlar, “Yaw bıktım kod yazmaktan, memlekete dönücem 2 inek alıp çiflik hayatı sürücem ” eminim çevrenizde bir çok yazılımcının ağzından buna benzer cümleleri duymuşsunuzdur.  İşin doğrusu ise bir çok tecrübeli yazılımcı ya proje yönetimine geçiyor, ya danışman olarak firmalarına hizmet vermeye devam ediyor ya da kendi işini kurup kendi yolunda ilerliyor.

Özellikle ülkemizde yazılım anlamında tecrübeye çok da gerek olmayan bir sürü iş var. Zaten iş ilanlarına baktığınızda bunu daha net görüyorsunuz. Her şeyi bilsin ama 30 yaşını geçmesin, her şeyden azar azar bilsin ama hepsini bilsin, ne iş versem yapsın mantığı var.  Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Little Little in to the Middle” olayı yani :) Spesifik iş ilanları çok göremezsiniz ki bu bize ülkemizin yazılımların çoğunun veritabanından bilgi getirip ekranda göstermenin ötesinde çok da bir şey yapılmadığına işaret ediyor. Durum böyle olunca firma da haklı olarak tecrübeli yazılımcıya ne diye fazla para vereyim demekte haklı çünkü düzen bu şekilde.

Tüketim toplumu olmanın ceremesini maalesef yazılım sektörü de çekiyor. Bu kadar genç nüfusumuz olmasına rağmen dünya arenasında boy gösterecek yazılımımız yok maalesef. Sadece yazılım değil donanım konusunda da durum aynı, her konuda dışarıya bağımlıyız. Arge projelerine ülke olarak yeteri kadar kaynak ayıramıyoruz maalesef. Niş alanlarda uzmanlaşamıyoruz. Bunları söylerken bir yandan da kendi öz eleştirimi de yapıyorum haliyle. Bir alanda uzmanlaşmadan diğer bir alana atlıyoruz. Hepimiz birilerinin sırtına basarak yönetici,müdür olma derdindeyiz, kısa yoldan köşeyi dönelim, şirket araba, telefon versin rahat yaşayalım, az çalışalım, 2+1 yetmez 4+1 evim olsun derdindeyiz.

Daha üniversiteden yeni mezun olan arkadaş ben proje yöneticisi olucam deyip çıkıyor, Yav arkadaş bi 2 satır kod yazaydın, bu acele ne. Çevrenin de poh pohuyla emeklemeden yürümeye çalışıyorlar. Bu arkadaşlara kızamıyorum da esasında çünkü kültürümüz bu şekilde.  kimse asker olmak istemiyor, herkes komutan olmanın derdinde. Ama şunu unutmayalım ki savaşı her ne kadar komutan yönetse de cengaver askerleri olmayan bir ordu yenilmeye mahkumdur.

Amerikada Microsoft’u ziyaret ettiğimizde şunu gördüm, bir adam sadece SQL’in bir parçasıyla ve Visual Studio’nun bir Add-In iyle yıllardır uğraşıyor ve her türlü detayını biliyor, daha iyisini nasıl yaparım diye kafa yoruyor. Böyle olunca o adamın ve ürünün de değeri artıyor, dünyada rekabet ediyor. O yazılımcı artık bilgisiyle yeni gelenlere önderlik ediyor, yol gösteriyor, kaliteye performansa odaklanıyor. Çin, Hindistan gibi ülkeler ise çok agresif bir şekilde sektöre girdiler ve şu anda gerçekten çok yol katettiler. Zaten yabancı sitelere baktığınızda bir çok başarılı projenin altında imzaları var. Devlet destekleri hat safhada.

Uzun lafın kısası Türkiye’de yazılımcılarla futbolcuların kaderleri birbirine çok benzetiyorum. İyi bir kariyer için doğru adımlar atmak şart yoksa ıskartaya çıkarılabilirsiniz. Belli bir genel tecrübeye ulaştıktan sonra niş bir alanda uzmanlaşıp hem kendine, hem firmasına, hem de ülkesine daha faydalı olunacağı kanaatindeyim. İnşallah biz de bir gün yazılımda ve donanımda dünyada ses getirebilir seviyelere ulaşabiliriz. 2015 de yazdığım bu ilk yazımda hem millet hem de kendi adıma biraz öz eleştiri yapmak biraz da içimi dökmek istedim, umarım başınızı şişirmemişimdir…

 

 

 

Ocak 10, 2015 Posted by | Yaşam | , | 4 Yorum

   

%d blogcu bunu beğendi: