Koray Kırdinli

Yazılım ve İş Yaşamı Hakkında Paylaşımlar

Yazılımcılık ve Futbolculuk

Başlığı gördüğünüzde ne alaka diyebilirsiniz ancak ben yazılımcının kariyerini bir futbolcuya benzetiyorum. Neden derseniz ikiside 35 yaşında gözden düşüyor.  Günümüzde hepimizin bildiği gibi yazılım geliştirme sadece gençlerin oynadığı bir oyun olarak görülüyor ve  yaşlı programcılar iş bulmakta zorlanıyor. Hele ki sadece belli bir alanda uzmanlaşmış ise kriterlerine uygun iş bulması neredeyse imkansızlaşıyor. 30lu yaşlara kadar bir yıldız gibi parlayan yazılımcılar 35den sonra yavaş yavaş sönükleşiyor maalesef.

California Üniversitesinden Profesör Norman Matloff’ da yaptığı araştırmada 35 yaşından sonra programcılar iş bulma olasılığının azaldığını gözlemlemiş. İstatistikler programcıların 40 yaşından sonra genellikle mevcut pozisyonlarından ayrıldıklarını gösteriyor. Peki bu programcılara ne oluyor, hepsini ıssız bir adaya mı gönderiyorlar veya emlakçı, bakkal, manav gibi farklı mesleklere mi geçiş yapıyorlar? Yada her yazılımcının işten bunaldığı anlarda söylediği gibi köy hayatına geçiş mi yapıyorlar, “Yaw bıktım kod yazmaktan, memlekete dönücem 2 inek alıp çiflik hayatı sürücem ” eminim çevrenizde bir çok yazılımcının ağzından buna benzer cümleleri duymuşsunuzdur.  İşin doğrusu ise bir çok tecrübeli yazılımcı ya proje yönetimine geçiyor, ya danışman olarak firmalarına hizmet vermeye devam ediyor ya da kendi işini kurup kendi yolunda ilerliyor.

Özellikle ülkemizde yazılım anlamında tecrübeye çok da gerek olmayan bir sürü iş var. Zaten iş ilanlarına baktığınızda bunu daha net görüyorsunuz. Her şeyi bilsin ama 30 yaşını geçmesin, her şeyden azar azar bilsin ama hepsini bilsin, ne iş versem yapsın mantığı var.  Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Little Little in to the Middle” olayı yani :) Spesifik iş ilanları çok göremezsiniz ki bu bize ülkemizin yazılımların çoğunun veritabanından bilgi getirip ekranda göstermenin ötesinde çok da bir şey yapılmadığına işaret ediyor. Durum böyle olunca firma da haklı olarak tecrübeli yazılımcıya ne diye fazla para vereyim demekte haklı çünkü düzen bu şekilde.

Tüketim toplumu olmanın ceremesini maalesef yazılım sektörü de çekiyor. Bu kadar genç nüfusumuz olmasına rağmen dünya arenasında boy gösterecek yazılımımız yok maalesef. Sadece yazılım değil donanım konusunda da durum aynı, her konuda dışarıya bağımlıyız. Arge projelerine ülke olarak yeteri kadar kaynak ayıramıyoruz maalesef. Niş alanlarda uzmanlaşamıyoruz. Bunları söylerken bir yandan da kendi öz eleştirimi de yapıyorum haliyle. Bir alanda uzmanlaşmadan diğer bir alana atlıyoruz. Hepimiz birilerinin sırtına basarak yönetici,müdür olma derdindeyiz, kısa yoldan köşeyi dönelim, şirket araba, telefon versin rahat yaşayalım, az çalışalım, 2+1 yetmez 4+1 evim olsun derdindeyiz.

Daha üniversiteden yeni mezun olan arkadaş ben proje yöneticisi olucam deyip çıkıyor, Yav arkadaş bi 2 satır kod yazaydın, bu acele ne. Çevrenin de poh pohuyla emeklemeden yürümeye çalışıyorlar. Bu arkadaşlara kızamıyorum da esasında çünkü kültürümüz bu şekilde.  kimse asker olmak istemiyor, herkes komutan olmanın derdinde. Ama şunu unutmayalım ki savaşı her ne kadar komutan yönetse de cengaver askerleri olmayan bir ordu yenilmeye mahkumdur.

Amerikada Microsoft’u ziyaret ettiğimizde şunu gördüm, bir adam sadece SQL’in bir parçasıyla ve Visual Studio’nun bir Add-In iyle yıllardır uğraşıyor ve her türlü detayını biliyor, daha iyisini nasıl yaparım diye kafa yoruyor. Böyle olunca o adamın ve ürünün de değeri artıyor, dünyada rekabet ediyor. O yazılımcı artık bilgisiyle yeni gelenlere önderlik ediyor, yol gösteriyor, kaliteye performansa odaklanıyor. Çin, Hindistan gibi ülkeler ise çok agresif bir şekilde sektöre girdiler ve şu anda gerçekten çok yol katettiler. Zaten yabancı sitelere baktığınızda bir çok başarılı projenin altında imzaları var. Devlet destekleri hat safhada.

Uzun lafın kısası Türkiye’de yazılımcılarla futbolcuların kaderleri birbirine çok benzetiyorum. İyi bir kariyer için doğru adımlar atmak şart yoksa ıskartaya çıkarılabilirsiniz. Belli bir genel tecrübeye ulaştıktan sonra niş bir alanda uzmanlaşıp hem kendine, hem firmasına, hem de ülkesine daha faydalı olunacağı kanaatindeyim. İnşallah biz de bir gün yazılımda ve donanımda dünyada ses getirebilir seviyelere ulaşabiliriz. 2015 de yazdığım bu ilk yazımda hem millet hem de kendi adıma biraz öz eleştiri yapmak biraz da içimi dökmek istedim, umarım başınızı şişirmemişimdir…

 

 

 

January 10, 2015 - Posted by | Yaşam | ,

3 Comments »

  1. Koray, eline sağlık, çok doğru bir konuyu kaleme almışsın. Ne yazık ki dediklerin sonuna kadar doğru. Yapılan işin kalitesinden ziyade hemen bitmesi isteniyor. Ne zaman bitirelim dediğinde Türkiye’de “dün” cevabı alırsın.. :)

    Sadece verilen iş yapılıyor. Üzerine bir tık yenilik, ileri dönük bir şeyler koyabilen çok az kalifiye insan var.

    Sen ne yaptın, mandıra hazır değil mi yoksa?
    :)

    Comment by engin | January 11, 2015 | Reply

  2. Saol ergin yorumun için, mandıra için henüz erken :)

    Comment by koraykirdinli | January 16, 2015 | Reply

  3. elalemin yazılımcıları el üstünde tutulur 45-50 yaslarında daha değerli bulunur marsa araç yollamayı tasarlar bizimkiler yaşa diplomaya kafayı takmış halde arpa boyu teknoloji geliştiremeyiz bu kafa mermer kafa bu ülkede yazılımda yapılmaz teknolojide geliştirilmez insana emeğe uzmanlığa yıllara saygı yok değer yok.

    Comment by kizgin yazılımci | October 13, 2016 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: