Koray Kırdinli

Yazılım ve İş Yaşamı Hakkında Paylaşımlar

Nedir Bu XTM?

XTM yazılımı tamamen Kuveyt Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve bankacılığa yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen inovatif bir ürün olarak karşımıza çıkmakta. İlk bakışta görüntülü ATM gibi algılansa da, işin içerisine girdiğinizde aslında yeni bir şube konsepti olduğunu söyleyebiliriz. XTM’lerden para çekip, para yatırabilir, hesap açabilir, özel eğitimli müşteri temsilcileri ile görüntülü görüşme yapabilir, dijital olarak evrak paylaşımı yapılabilir, kredi kullanılabilir, dekont ve A4 çıktı verebilir, tarama yapabilir, banka kartı basabilir, kısacası bir şubeye gidip yapabildiğiniz hemen hemen her işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Bu açıdan baktığınızda şube maliyetlerini azaltılıp Kuveyt Türk’e rekabet avantajı sağlamaktadır ve ilerde çok daha fazla ses getirecektir..  Tek bir XTM dijital şubesi ATM, internet şube, çağrı merkezi ve şube fonksiyonlarının harmanlanmasından oluşmaktadır.

xtm v2

Uzun uğraşlar sonucu elle tutulur, stabil bir ürün haline getirilen XTM oldukça olgunlaştı ve 2. nesli de piyasaya çıkmaya hazırlanıyor. Her XTM versiyonu artık yapılamaz deneni yapıyor ve bankacılık sektöründe de çığır açmaya devam ediyor. Şu an çok fazla reklamı yapılmamasına rağmen fısıltı gazetesiyle kulaktan kulağa yayılmakta ve görenlerin yoğun ilgilisini çekmektedir. Öyle ki Arjantinden, Çin’e , Mısırdan Polonyaya kadar bir çok banka XTM’i görmek için ofisimize site visitlerde bulundular.  XTM bu başarısını 2014 de rakamlarla da ispatladı ve oldukça karlı bir yatırım olacağının sinyallerini de vermiş oldu.

Bu tarz projeler ülkemiz adına da büyük bir kazanç ve devletin de bu ar-ge projemizi destekliyor olması oldukça sevindirici.  Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Umarım ekibimizde çok daha büyük işlere imza atarız.
IMG-20150615-WA0000

XTM ile bir çok fuara ve seminere katıldık, ödüller aldık.
Büyük Firma Dalında Yenilikçiliğin Ticarileştirilmesi Ödülü –  http://www.tesid.org.tr/tsd/ttPage.asp?pageID=213#sthash.REiCOJaB.dpuf
SIBOS – https://www.sibos.com/exhibition/about-exhibition/exhibitors/kuveyt-turk-participation-bank-rd-center
CEBIT  – http://www.cebitbilisim.com
CNR EXPO Ar-ge fuarı – http://cnrexpo.com

XTM ile ilgili daha detaylı bilgi için aşağıdaki linkleri ziyaret edebilirsiniz.
http://www.kuveytturk.com.tr/xtm.aspx
http://architecht.com/en/products/xtm




Haziran 15, 2015 Posted by | Ödeme Sistemleri, Yazılım, Yaşam | , , | Yorum bırakın

Yazılımcılık ve Futbolculuk

Başlığı gördüğünüzde ne alaka diyebilirsiniz ancak ben yazılımcının kariyerini bir futbolcuya benzetiyorum. Neden derseniz ikiside 35 yaşında gözden düşüyor.  Günümüzde hepimizin bildiği gibi yazılım geliştirme sadece gençlerin oynadığı bir oyun olarak görülüyor ve  yaşlı programcılar iş bulmakta zorlanıyor. Hele ki sadece belli bir alanda uzmanlaşmış ise kriterlerine uygun iş bulması neredeyse imkansızlaşıyor. 30lu yaşlara kadar bir yıldız gibi parlayan yazılımcılar 35den sonra yavaş yavaş sönükleşiyor maalesef.

California Üniversitesinden Profesör Norman Matloff’ da yaptığı araştırmada 35 yaşından sonra programcılar iş bulma olasılığının azaldığını gözlemlemiş. İstatistikler programcıların 40 yaşından sonra genellikle mevcut pozisyonlarından ayrıldıklarını gösteriyor. Peki bu programcılara ne oluyor, hepsini ıssız bir adaya mı gönderiyorlar veya emlakçı, bakkal, manav gibi farklı mesleklere mi geçiş yapıyorlar? Yada her yazılımcının işten bunaldığı anlarda söylediği gibi köy hayatına geçiş mi yapıyorlar, “Yaw bıktım kod yazmaktan, memlekete dönücem 2 inek alıp çiflik hayatı sürücem ” eminim çevrenizde bir çok yazılımcının ağzından buna benzer cümleleri duymuşsunuzdur.  İşin doğrusu ise bir çok tecrübeli yazılımcı ya proje yönetimine geçiyor, ya danışman olarak firmalarına hizmet vermeye devam ediyor ya da kendi işini kurup kendi yolunda ilerliyor.

Özellikle ülkemizde yazılım anlamında tecrübeye çok da gerek olmayan bir sürü iş var. Zaten iş ilanlarına baktığınızda bunu daha net görüyorsunuz. Her şeyi bilsin ama 30 yaşını geçmesin, her şeyden azar azar bilsin ama hepsini bilsin, ne iş versem yapsın mantığı var.  Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Little Little in to the Middle” olayı yani :) Spesifik iş ilanları çok göremezsiniz ki bu bize ülkemizin yazılımların çoğunun veritabanından bilgi getirip ekranda göstermenin ötesinde çok da bir şey yapılmadığına işaret ediyor. Durum böyle olunca firma da haklı olarak tecrübeli yazılımcıya ne diye fazla para vereyim demekte haklı çünkü düzen bu şekilde.

Tüketim toplumu olmanın ceremesini maalesef yazılım sektörü de çekiyor. Bu kadar genç nüfusumuz olmasına rağmen dünya arenasında boy gösterecek yazılımımız yok maalesef. Sadece yazılım değil donanım konusunda da durum aynı, her konuda dışarıya bağımlıyız. Arge projelerine ülke olarak yeteri kadar kaynak ayıramıyoruz maalesef. Niş alanlarda uzmanlaşamıyoruz. Bunları söylerken bir yandan da kendi öz eleştirimi de yapıyorum haliyle. Bir alanda uzmanlaşmadan diğer bir alana atlıyoruz. Hepimiz birilerinin sırtına basarak yönetici,müdür olma derdindeyiz, kısa yoldan köşeyi dönelim, şirket araba, telefon versin rahat yaşayalım, az çalışalım, 2+1 yetmez 4+1 evim olsun derdindeyiz.

Daha üniversiteden yeni mezun olan arkadaş ben proje yöneticisi olucam deyip çıkıyor, Yav arkadaş bi 2 satır kod yazaydın, bu acele ne. Çevrenin de poh pohuyla emeklemeden yürümeye çalışıyorlar. Bu arkadaşlara kızamıyorum da esasında çünkü kültürümüz bu şekilde.  kimse asker olmak istemiyor, herkes komutan olmanın derdinde. Ama şunu unutmayalım ki savaşı her ne kadar komutan yönetse de cengaver askerleri olmayan bir ordu yenilmeye mahkumdur.

Amerikada Microsoft’u ziyaret ettiğimizde şunu gördüm, bir adam sadece SQL’in bir parçasıyla ve Visual Studio’nun bir Add-In iyle yıllardır uğraşıyor ve her türlü detayını biliyor, daha iyisini nasıl yaparım diye kafa yoruyor. Böyle olunca o adamın ve ürünün de değeri artıyor, dünyada rekabet ediyor. O yazılımcı artık bilgisiyle yeni gelenlere önderlik ediyor, yol gösteriyor, kaliteye performansa odaklanıyor. Çin, Hindistan gibi ülkeler ise çok agresif bir şekilde sektöre girdiler ve şu anda gerçekten çok yol katettiler. Zaten yabancı sitelere baktığınızda bir çok başarılı projenin altında imzaları var. Devlet destekleri hat safhada.

Uzun lafın kısası Türkiye’de yazılımcılarla futbolcuların kaderleri birbirine çok benzetiyorum. İyi bir kariyer için doğru adımlar atmak şart yoksa ıskartaya çıkarılabilirsiniz. Belli bir genel tecrübeye ulaştıktan sonra niş bir alanda uzmanlaşıp hem kendine, hem firmasına, hem de ülkesine daha faydalı olunacağı kanaatindeyim. İnşallah biz de bir gün yazılımda ve donanımda dünyada ses getirebilir seviyelere ulaşabiliriz. 2015 de yazdığım bu ilk yazımda hem millet hem de kendi adıma biraz öz eleştiri yapmak biraz da içimi dökmek istedim, umarım başınızı şişirmemişimdir…

 

 

 

Ocak 10, 2015 Posted by | Yaşam | , | 4 Yorum

Halısaha Turnuvası Resmi Sitesi

Merhaba arkadaşlar ,
Nisan ayının gelmesiyle birlikte geleneksel futbol turnuvamız da başlamış oldu.  Baharın gelmesini böyle bir etkinlikle karşılamak bizler için ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor.
Bu sene turnuvanın resmi sitesi dahi yapılmış.
http://www.kuveytturkfutbolturnuvasi.com/ . Takımımızın bir fotoğrafını da paylaşmak istedim :) Her ne kadar geçen hafta ağır bir malubiyet alsak da :)

Nisan 2, 2012 Posted by | Yaşam | , , , | Yorum bırakın

Güzel bir hikaye

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür. Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak, özgürleşmektir. …. Joseph Goldstein

Nisan 19, 2010 Posted by | Yaşam | , , | Yorum bırakın

Kurumsal Bir Firmada Çalışmak

Kuveyt Türk te çalışmaya başlayalı tam 4 ay olmuş. Geriye dönüp baktığımda zamanın ne kadar hızlı akıp geçtiğini , zamanın bize verilen büyük bir nimet olduğunu düşünüyorum.

Gelelim konumuza ; bir yazılımcı için kurumsal bir şirkette çalışmanın artı ve eksilerini yine kendi bakış açımdan değerlendirmeye çalışacağım.

Öncelikle belirtmeliyim ki sektöre yeni atılacak kişilere şunu söylemeliyim ki iş hayatına kurumsal bir firmada başlamak bana göre bir dezavantaj. En az bir yıl burnumuzun küçük bir kobi de sürtmesi bazı şeylerin önemi ve farkına varmak için çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Gerçi ben bu süreyi 3 yıl yaşadım ama 1-3 yıl arası ideal diyelim.Kendimi de zorla katogoriye soktum :)

Bir kere küçük şirkette başlayıp işin her yönüyle sorumlusu  olmak hem insan bir güven veriyor hem de işin bütününe bakabilme fırsatı veriyor. Yazılım sadece kodlamadan ibaret değil ; analiz , tasarım , kodlama , dökümantasyon , test , dağıtım , pazarlama vs.vs. çoğaltmak mümkün. Bu bacakların bir çoğunda bulunmak bütüne bakabilmenizi sağlıyor. Küçük şirketlerde bu böyle ancak kurumsal şirketlerde herkesin bir görevi var ve gerisine karışmıyor bu da uzmanlık kazanma anlamında size fayda sağlıyor.

Kurumsal şirketlerin bir eksisi çok prosedür olduğu için etkili kod yazamayışınız :( bu biraz sizi sıkıntıya sokup köreltebiliyor. Kobilerde ise çok hızlı kod yazıp sonucunu görebiliyorsunuz.

Kurumsal firmalarda her ne kadar hepsinde olmasa da daha üst konulara eğilme şansınız oluyor ve daha kaliteli kod geliştirmeye zorlanıyorsunuz bu da bir artı.

Diğer yandan kurumsal firmalarda bilgiye ulaşmak çok kolay. Örneğin bize her cuma Microsoft’un atadığı bir uzman problemlerimizi gidermeye geliyor. Kitaplar , eğitimler , tecrübeli eski çalışanlar derken bir problemi çözememe şansınız yok ancak küçük şirketlerde bu imkanlar çok daha kısıtlı.

Kurumsal firmanın bir diğer artısı ise yapacağınız işin net olması ve yazılı olması.

İşin sosyal haklar tarafına gelince burada kurumsal firmalar bir değil on adım öne çıkıyor. Servis,yemek, yardımlar,sigorta,özel sağlık sigortası , kıyafet yardımı,primler.Gelecek garantisi daha fazla maddi anlamda kafanız rahat olur. Küçük şirketlerin birçoğunun mali gücü bunları karşılamaya yetmiyor.

Küçük şirketlerde biraz daha rahat hareket edebiliorsuz ancak kurumsal firmalarda belli bir düzen ve prosedüre uymak zorundasınız.

Büyük şirketlerde daha çok arkadaş edinme şansınız var. Bir çok organizasyona katılabilirsiniz kurumiçi . Örneğin istanbula geldiğimden beri özlemini çektiğim halısaha organizasyonları artık yapabiliyorum . Aşağıda da turnuva takımımızın bir resmi :)

Sonuç itibariyle her ikisininde tadına bakmak gerekli. Artılar eksiler sizin hayattan ne beklediğiniz ile alakalı. Her gözden farklı çıkarımlar elde edilebilir.

Nisan 16, 2010 Posted by | Yaşam | , , | 1 Yorum

Yazılımda Mükemmel Olmak

Merhaba arkadaşlar bu yazımda bir çok yazılımcının kafasını kurcaladığına emin olduğum bir konu ; mükemmeliyetcilik konusunda bir kaç satır karalamak istiyorum.
Öncelikle mükemmel olmak ne demektir : Kusursuz olmak , her şeyin ile ideal kişi olmak , en çok para kazanan insan olmak , en iyi kariyere sahip insan olmak , herşeyi düzenli olan bir insan olmak , zamanı en etkili kullanabilen kişi olmak. .

Esasında mükemmel olmak göreceli bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Ancak bana sorarsanız mükemmel olmak diye bir şey insan için bana pek de inandırıcı gelmiyor. Bir özelliği iyi olan birisinin diğer özelliği kötü olabiliyor.

Bu bir telefon , bilgisayar alırken de böyle değilmi dir. İstemiş olduğunuz özelliklerden mutlaka bir tanesi eksiktir. Ya şarjı az gider , ya kamerası kötüdür vs.vs.

Bu yazılımcı içinde böyle her konuda mükemmel olacak uzman olacak diye bir şeyden bahsetmemiz pek de olası değil. Mutlaka belli konularda eksiklerimiz olacaktır. C# biliyorsunuzdur çok iyi ancak Java bilmiyorsunuzdur. Oracle biliyorsunuzdur sql bilmiyorsunuzdur.ASP.NET biliyorsunuzdur Silverlight bilmiyorsunuzdur. Veya şöyle diyelim bir problem çıktığında yazılımcı kısa bir sürede problemi çözüyor ancak en iyi çözüm yolu ile çözemiyor.

Kendimden örnek verecek olursam google’a çok defalar yazılımda mükemmel olmaklı alakalı sorular sordum. Forumlarda aradım ama Cem Yılmazın da dediği gibi Hepsi İçimizde :) Akışına bırakıp , çok okuyarak , çok projede bulunarak gerekli tecrübeleri elde edebileceğimi biliyorum ancak hiç bir zaman tatmin olmayacağımdan da eminim

Bazılarına göre en iyi çözüm yolu en hızlı olan çözüm yoludur. Ancak bu çözüm ilerde geliştirilmeyecekse. Geliştirilip değiştirilecek bir kod parçası ise mutlaka değişimlere ve gelişimlere açık esnek yani en iyi çözümü uygulamak daha doğru olacaktır.

 

En iyi çözüm , en iyi tasarım da projeye , ortam şartlarına göre değişir zaten bu da sezgisel olarak ortaya çıkar. İlerde minimum refactoring yapmak ideal olanıdır.

Burada çok da nasıl en iyiyi buluruz konusunda detaylara inmeyeceğim. Ancak bulduğum birkaç linki sizinle paylaşmak istiyorum.

http://www.kodaman.org/yazi/daha-iyi-yazilim-gelistiricisi-olmak
http://www.serdardemir.net/daha-iyi-yazilim-gelistiricisi-olmak-icin-ipuclari-nedir.html
http://turkce.focusoncode.com/programlama-hastaliklari-i-mukemmeliyetci-kod-yazimi/
http://www.fussilet.com/mukemmeliyetcilik-sagliga-zararli-t20681.0.html

1-Kitap Okuyun
2-Listelere Üye Olun
3-Açık Kaynak Araçları Kullanmayı Öğrenin
4-Sürüm ve Konfigürasyon Yönetimi Konusunda Bilgilenin
5-Bir Bilene Sorun
6-Seminerlere Katılın
7-Yeni İnsanlarla Tanışın
8-Blog Yazın/Okuyun
9-Refactoring Nedir Öğrenin
10-İnsan İlişkilerini Sıcak Tutun
11-Değişime ve Yenilenmeye Açık Olun
12-Firma Kültürünü Öğrenin
13-Kişisel Bilgisayarınıza Yazılım Araçlarını Kurun
14-Açık Kaynak Projelere Katılın
15-Hayal Kurun
16-Kod Teftişi
Yazılım  geliştirken sürekli daha iyiyi araştıran bulmaya çalışan birisi bu pratiği artık günlük hayatına da ister istemez adapte ediyor. Her konuda en iyi çözümü bulmaya çalışır halde buluveriyor kendisini. Her şeyde mükemmeli aramak gerçekten de insanın psikolojisini bozabilir burada ince bir çizgi var ve bu çizgiyi dengede tutmak gerekir. Sonuçta sağlık hepsinden önemli.

Kasım 25, 2009 Posted by | Yaşam | , , , | Yorum bırakın

Bilgisayar Mühendisliği Sıkıcı Bir İş mi?

Arkadaşlar bu yazımızda bilgisayar mühendisliğinin nasıl bir meslek olduğu ve nasıl olması gerektiğini kendi cümlelerimle anlatma daha doğrusu içimi dökmeye çalışacağım.
Aslına bakarsınız mesleğe yeni başladığınızda o kadar eğlenceli bir iş ki sürekli yeni şeyler öğreniyorsunuz ve sürekli bir heyecan yaşıyorsunuz. Beyinler tabiki ilk etapta taze olduğundan her gelen bilgi fotoğraf çeker gibi hafıya alınıyor. Sürekli kod yazmak birşeyler okumak yeni şeyler öğrenmek için can atıyorsunuz. Dışarıdan size ne manyak adam kafayı yiyecek diyorlar ancak tabi bu sizin umrunuzda değil çünkü yaptığınız işi çok seviyor ve mesleğinizde ilerlemek için ne gerekirse yapmaya hazırsınız ve yapıyorsunuz.
Ancak Türkiye şartlarında kendinizi geliştirme imkanınız bir süre sonra yavaşlayabiliyor. Tabi ki bu çalışmakta olduğunuz firma kültürüyle de alakalı. Eğer firmanız çalışanını kendisini geliştirmek için fırsatları önünüze açmıyorsa , zaman zaman eğitim ve bilgilendirme toplantıları yapmıyorsa ve eğer siz de kendinizi akışa bırakırsanız kendinizi bir rutin içerisinde buluveriyorsunuz. İşte bilgisayar mühendisinin bana göre başına gelebilecek en kötü şey.
Bizler şartlar ne olursa olsun kendimizi sürekli güncel tutmalıyız aksi halde bir rutin içerisine girer ve yaptığımız işten haz almamaya başlayabiliriz. Durum böyle olunca da bu sosyal hayatımıza da yansır çünkü günümüzün büyük bölümü zaten işte geçiyor. İşinde huzurlu olmayan birisinin sosyal hayatında huzurlu olması beklenemez.
İşin bir de diğer boyutu öğrenilecek teknolojilerin fazlalığı da bir buhrana yol açabilir. Kendinizi yetersiz hissedip hepsini öğrenmem lazım dediğinizde bir anda kaos ortamı oluşturmanız kaçınılmaz. Bunun için bizler plan yapmayı , organize etmeyi , zamanı efektif kullanmayı herkesten daha iyi öğrenmeliyiz. Kendimden bir örnek vereyim eğer planımı yapıp bir yapılacaklar listesi oluşturup sırayla her bir işi bitirip listeden çıkardığımda kendimi daha iyi ve verimli hissediyorum.
Tabiki her zaman plan yapmakta mümkün olmayabiliyor ancak mümkün oluğu kadar hem iş hem de sosyal hayatımızı planlamak gerçekten önemlidir.
Günümüz şartlarında en önemli şey zaman. Zamanı yetirebilmek ve keyifli geçirebilmek çok önemli çünkü zaman çok hızlı akıyor ve bizim bir şekilde onu yakalamamız ve yeri geldiğinde kontrol altına alabilmemiz lazım.

Ekim 9, 2009 Posted by | Yaşam | , , , | 6 Yorum

Türkiye’de Yazılım Şirketlerinin Kalitesi

Bu yazımda Türkiye’de yazılım sektörünün neden hakettiği değeri göremediğini kendi bakış açımdan kendi kariyerim boyunca karşılaştığım örneklerle açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle yazılım mühendislik gerektiren bir konu olup 2-3 satır kod yazan bir kişinin ben yazılım mühendisiyim diye ortalıkta dolaştığını çok görüyoruz ayrıca üniversite dahi bitirmeden 6 aylık bir kursla kendine uzman sıfatını yapıştıranlarında örnekleri bir hayli fazla. Yazılımda ben oldum diye bir kavram yoktur çünkü o kadar derin bir konu ki bu kadar yüzeyleşselleştirilemez. Bu gibi kişiler gerçek yazılımcı ruhuna sahip kişilerin de önünü kesmekte.
Yukarda yazılımcı açısından olaya kısa bir pencere açtık. Gelelim yazılım firmaları tarafına :
Firma tarafında da durum esasında hiç de farklı değil. Bir tane yeni mezun birini işi alan bilgisayar şirketleri ben yazılım şirketiyim diye ortaya çıkıveriyor. O zaman ben de fatura kesersem bende şirketim :) Yazılım şirketi olmak bu kadar kolay olmamalı belli bir standardı olmalı.Nerden mi biliyorum bizzat yaşadım. Yeni mezunbir mühendis ne kadar kurumsal uygulamalar geliştirebilir. Tamam yeni mezun nerde çalışacak önce birilerinin yanında pişmesi lazım sektörü ve kod yazmayı öğrenmesi gerekir.Ancak firma belli bir zaman yazılımcısını eğitmeli her konuda bilgilendirmeli ki daha sonra kötü sonuçlar doğurmasın.
İşte bu tarz firmalar programın kalitesiyle ilgilenmez müşteriyi yolunacak kaz gibi gördükleri için sadece alacakları parayı düşünürler. Ben bu yazılımı geliştirtiyorum ancak yazılımcım işi bırakırsa ne olur , müşteri desteği verebilir miyim , kalitesiz yazılım bana daha sonra büyük sorunlar çıkartırmı diye düşünemezler çünkü o vizyona sahip değiller. Bu tarz firmalar yazılımcılara basit bilgisayarcı gözüyle görmesine sebep oluyorlar. Yani bize zarar veriyor.
Bir firma düşünün ki bir yazılım geliştiriyor tek elemanı var. Yazılımcı analiz yapıyor , kodu yazıyor , ekran tasarımlarını yapıyor,programı bitirip müşteriye gidiyor gösteriyor , müşteriye kurulum yapıyor , bir sorun olduğunda müşteriye gidiyor , gerektiğinde programı pazarlıyor çünkü programı bilen ondan başka kimse yok , Pazarlama için broşür , sunum hazırlıyor , eğtim videoları ve dökümantasyon hazırlıyor,müşteriye eğitim veriyor vs.vs.
Bu firma yazılımcılarına o kadar değer veriyor ki bir notebook bile almıyor daha verimli çalışsın diye.Hatta şöyle oluyor Firmaya işe alma şartı : Notebook’u olmayan yazılımcı işe alınmaz. Ne kadar komik değil mi?
Bir diğer konu ise ISO ve kalite belgeleri : Bunların prosedürünü bilmiyorum ancak yazılım işinden anlamayan yazılım şirketleri dahi bu belgelere sırf prestij olsun diye alabiliyor bana çok ilginç geliyor açıkçası. Bence şirketin satmışa sunduğu ürünler bir kalite testinden geçmeli ve her önüne gelen şirket kalitesiz yazılımları piyasaya sürememeli(özel yazılımlara sözüm yok). Böyle olmadığı zaman ortalık yazılım çöplüğüne dönüşüyor.İnternete eleman ilanı veriliyor yazılımcı için aradığı kriterler şöyle
Üniversitelerin blgisayar mühendisliği bölümünden mezun tercihen ITU-ODTU aşağısı kurtarmaz , Esnek (gece gündüz) çalışma saatlerine ayak uydurabilecek , C#,SQL, de uzman , Nesne yönelimli yazılımı içmiş(firma ne olduğunu dahi bilmiyor),süper ingilizcesi olan , araç kullanabiln(pazarlamada kullanmak için),askerliğini yapmış,azla yetinmesini bilen vs.vs.
Daha çoğaltmak mümkün.YAni işin Türkçesi az maaş çok iş…
Testmiş , nesne yönelimli programlamaymış , destek faaliyetlerinin kontrolüymüş , versiyon kontolüymüş firmanın umrunda değil. Firma sadece satışa odaklanmış yapılan ürün beta testinden bile geçmeden piyasaya sürülüyor release olarak.
Bu yazılımcının yaptığı şeyler ne kadar profosyonel olabilir. Tabi ki her şey yarım yamalak. Müşteriler şikayetçi , firmanın itibarı zadeleniyor ama firmanın umrunda değil çünkü o parasını almış kenara çekiliyor.
Bu yazılımcı garibim her işi yetiştirmek için gece gündüz çalışıyor ama günler yetmiyor. Daha sonra işler birazcık duruldu mu maaşını geç almaya hatta hiç alamamaya başlıyor. Sonra istifasını verdiğinde ise firma kalan parasının kendinde haklı sebeplerden dolayı üstüne yatmayı kendine mübah sayıyor çünkü kendine göre bu elemanı ben yetiştirdim ve beni terketti.Tekeder tabi çalışanlara köle gibi davranır onun da insan olduğunu unutursan tabi terkeder.Sonuçta yazılım kafa işi ve kafan rahat değilse yazamazsın aslında durum bundan ibaret.
İşe girerken binbir vaat veriliyor işte şöyle  olacak böyle olacak sonra hepsi unutuluyor. Ben çalıştığım bir şirkete girdiğimde orayı gerçekten çok büyük bir şirket zannettim ilk 3 ay.Neden mi bana firma öyle tanıtıldı 3 ay işlerimde başarılı olunca başka bir ildeki yazılım labratuarına göndereceklerdi beni sözde sonradan böyle bir yerin olmadığını ve şirkette tek başıma çalıştığımı öğrendiğimde gerçekten yıkılmıştım ama yine de para kazanmak ve için bunları da yuttum mecburen.Daha bunun gibi  bi sürü örnek sayabilirim. Firma resmen balonmuş.Abartmayı anlarım ama bir sınırı da olması lazım. Müşterilerle muhatap olduğunda fimanızda kaç kişi çalışıyor diye sorduklarında sadece ben çalışıyorum demek çok kötü birşey.Çünkü yazılım bir ekip işi.Nasıl bir inşaatı inşaat mühendisi tek başına yapamazsa profosyonel bir yazılımı da tek bir bilgisayar mühendisi yapamaz.Çünkü o kadar çok uzmanlık alanı var ki tek başına geliştirilen yazılımların mutlaka eksik bir tarafları olacaktır.
Hakkını vermek lazım aslında firmada sadece ben çalışmadım bir sürü de eleman alındı.Ancak birazcık diş gösteren kovuldu. En uzun çalışanın bir sene olan bir işletme piyasada ne kadar tutunabilir bu da ayrı bir tartışma konusu.Geçici karlar elde edilebilir yani personel maaliyeti bu yolla düşürülebilir ancak ileri vade düşünen akılcı firmalar elemanı tutmak için herşeyi yapmalı.Çünkü her yeni eleman yeni bir risk demek.Ben öyle firmalar var ki deneme süresi adı altında elemanı alıp 2-3 ay geçici işlerini yaptırıp olmadı senle devam edemeyiz deyip para dahi ödemeden işine son veriyorlar.
Türkiye’de o kadar iyi yazılımcılar var ki sırf bu tür firmalar yüzünden bir çoğu harcanıyor vizyonları daralıyor.Bir çok yazılımcı hakettiği paraları alamıyor , sosyal haklarından faydalanamıyor. Evet arkadaşlar maalesef bir çok ufak şirket bunları kendisine adet edinmiş ve kısır bir döngü şeklinde tekrarlayıp duruyorlar ve geriye baktıklarında aslında bir arpa boyu yol alamıyorlar.Zaten bir şirketin büyümesi demek patronun cebine daha çok para girmesi demek değil , eleman sayısının artması ve daha büyük projelere imza atılması demektir bence.
Tabi her firmayı da bu katogoriye sokamayız bir çok firma biliyorum ki yazılımcısını hiç bir şeyden mahrum bırakmıyor onları da burdan tebrik ediyorum.
Kaliteli firma girişimleri ne kadar çok olursa Türkiye’de yazılım sektörü de o kadar gelişecektir.Tamam çok yazılım geliştiriliyor ancak doğru dürüst Ar-ge olmadığı için hep taklit yazılımlar geliştiriliyor. Örneğin yukardaki yeni mezun arkadaşa al bu yazılımın aynısını yap denilebiliyor. Yaratıcı ve yeni fikirlerden her zaman mahrum oluyoruz. Başka bir firmanın yazılımını ucuz iş gücü ile taklit edip ürünü yarı fiyatına satmak o firmaya haksız rekabet olmuyor mu?
Bunlar benim tamamen kendi kişisel fikirlerimdir.Yorumları olan arkadaşlarda eklesin. Herkese iyi günler dilerim.

Ağustos 28, 2009 Posted by | Yaşam | , , , , , , | Yorum bırakın

Yazılım Geliştiriyorum O Halde Varım

Merhabalar bu yazıda yazılım konusunda daha önce edinmiş olduğum bazı tecrübelerimi paylaşmak istedim. Yazılım gerçekten emek ve sabır isteyen ve cidden zor bir iş. Düşününki binlerce satır kod yazıyorsunuz ve program bir yerde hata veriyor ve siz o hatayı binlerce satır kodun içerisinden bulup düzeltiyorsunuz . Veya müşteri istekleri doğrultusunda bir program geliştirdiniz ve müşteri son bir şey istiyor sizden ancak istediği şeyi yapabilmeniz için mevcut yapıyı baştan aşağı değiştirmeniz gerekiyor ve siz büyük bir sabırla bu işlemleri tekrardan yapıyorsunuz. Ya da şirket değiştirdiniz daha önce hep Windows uygulamalarında uzmanlaşmışsınız ancak yeni şirketiniz sizden web projeleri yapmanızı istiyor , tabi geçiş kolay değil ancak bunu da büyük bir sabırla atlatıyorsunuz.Ertesi gün proje yetişmesi lazım ancak daha yapmanız gereken çok iş var ve o gece uyumuyorsunuz ve ertesi gün o kafayla toplantıya giriyorsunuz.

Aslında diğer kişilere yaptığın işi anlatması en zor mesleklerden biri.Müşterilerden eminim şöyle bir söz işitmişsinizdir ; Bunu yapamayacak var ki sadece tablonun şurasına şöyle bir alan açacaksın , bu sırada senin büyün sinirin zıplamış olabilir , müşteriye orayı değiştirmesinin mümkün olmadığı çünkü aralarında ilişkili bir id bulunmadığını anlatıncaya kadar göbeğimiz çatlar.

Gerçekten kötü bir tablo ama hemen karamsarlığa kapılmanıza gerek yok aslında zaten yazılım işine gönül vermişseniz bunların bir çoğunu farkında bile olmadan yapıyorsunuz demektir.

Bir yazılımcı olmanın güzel yanı ise işi bitirdiğinde duyduğun haz olsa gerek.Bütün o yaşadığın stres , yorgunluk müşteriden alınan bir olumlu görüş ile kayboluyor sanki.Hele ki bir firma bütün işlerini sizin yazmış olduğunuz bir yazılımla yürütüyorsa o firmanın sanki patronu sizmiş gibi bir his kaplıyor içinizi J

                Diğer güzel bir yanı ise sürekli değişen teknoloji ve sürekli değişen ihtiyaçlar ve sürekli yeni şeyler öğrenmek. Ben sanmıyorum ki bu kadar hızlı ve sürekli öğrenmenin olduğu başka bir meslek olsun. İnsan gerçekten neyi öğrenmesi gerektiğini şaşırabiliyor.Tabi ki her şeyi öğrenmek mümkün değil ancak bazen insan kaptırıyor kendini ve birçok şeyi bir anda öğrenmeye çalışıyor , kendini hırpalıyor.Örnek ben J

Öyle zamanlarım oluyor ki işte C#’ta daha bilmediğim neler var , daha kaliteli nasıl kod yazarım , design patternleri nasıl projemde uygulayabilirim , uygulamamın performansını nasıl artırabilirim , test nasıl yazarım , java da öğrensem mi , … Bazen hepsi bir anda olsun istiyor insan ve bir anda hiçbir şey yapamadığının ve her şeyin zamanı gelince öğrenildiğini idrak ediyor. Tabi böyle bir genelleme yapılamaz ancak ben ve benim çevremde birkaç kişi en azından böyle bir sorunla zaman zaman karşı karşıya kalıyoruz.

                Aklımdan geçen her projeyi yapmak istiyorsun ancak bir yandan iş , bir yandan öğrenme devam ediyor , bir yandan da o projenin senden önce birisi tarafından yapılmasından korkuyorsun.Böyle bir kısır döngü oluyor. Burada aslında temel olarak üzerinde durmamız gereken iş planını nasıl yapmamız gerektiğidir sanırım. Ancak şunu söyleyebilirim ki en iyi öğrenme yolu proje yapmaktan geçiyor. Örneğin sql öğrenmek için oturup bir kitabı baştan sona da okusanız bu iyi bir öğrenme sayılmaz ne zamanki bir projede çok zor bir sorgu yazmanız gerekti işte o zaman sql’i detaylı öğrenmeye başlıyorsunuz demektir.Tabi ki kitap okumak iyidir ancak temelini verir size detaylar pratiklerle öğrenilir.Hiç bir sql kitabında da zaten 50-100 satırlık bir sorgu örneği vermez , zaten vermesi de anlamsızdır.

                Dediğim gibi aklımda bir sürü proje var ancak yapacak vakit bulmakta zorlanıyorum.PROMANO ismini verdiğim projeyi hayata geçirebilirsem sanırım bu işten gerçek anlamda bir tatmin duygusu hissedeceğim. İnşallah sizlerde bu yazıyı okuduktan sonra ileri bir tarihte bu ismi hatırlarsınız …

Mart 18, 2009 Posted by | Yaşam | , , | Yorum bırakın

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ HAKKINDA

Merhabalar bu makalede bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin ve ya henüz iş deneyimi olmayan mezun arkadaşların iş bulma sıkıntıları , iş hayatında karşılaşabilecekleri zorluklar , hayal kırıklıkları ve bunun gibi kafalarını kurcalayan konulardan bahsedeceğim. Ayrıca okul hayatından iş hayatına geçişi en acısız şekilde nasıl atlatabiliriz bunlara da değineceğim..

Öncelikle klasik bir giriş yapalım ve bilgisayar mühendisi ne iş yapar onu belirleyelim.Okuyan bir çok arkadaşın eminim kafasında şu soru işareti vardır , ben ne iş yapacağım ve beni kim niye işe almalı . Okul bittikten sonra önümüzde birkaç yol var. Bunlardan bazıları : sistem mühendisi veya bilgi işlem sorumlusu olmak , networkta uzmanlaşmak , grafik tasarımlarına yoğunlaşmak , veritabanı yöneticisi olmak , uygulama programcısı olmak … (Ne kadar çok şey oluyormuş bizden) Ana başlıklar olarak sadece bunları seçtim fakat bunları detaylandırmakta mümkün. Aslına bakacak olursak bilgisayarla işi olan her yerde bilgisayar mühendisleri çalışabilir ; fabrikada , bankada , yazılım şirketinde , holdinglerde , evdeJ vs. Ama ben bunların hepsini öğrenirsem her yerde iş bulabilirim gibi bir fikre kapılmak bence çok yanlış. Tabiî ki bunların hepsini yapabilmek olağanüstü bir şey fakat yeni mezun bir arkadaşın bunların hepsini bilmesi çok zor (istisnalar hariç) . Amaç bu görev tanımlarından birisini kendine hedef seçmek ve o konuda uzmanlaşmaya gitmek olmalıdır ki bu karar o kişinin hayatının bundan sonraki kısmını nasıl yaşamak istediğiyle de doğru orantılı . Eğer yapmaktan zevk almadığı bir yolu seçerse o işte ne başarılı olabilir ne de ilerleyebilir diye düşünüyorum . Öncelikle kişi yaptığı işi sevecek , o işte nasıl daha verimli ve kaliteli olabilirim diye kendisini sürekli sorgulayacak ve geliştirecek. Aslında bu kararı daha okuldayken vermek daha mantıklı. Okuldan yeni mezun bir bilgisayar mühendisi ne konuda ilerlemek istediğini tam kestiremiyor ama genellikle baktığımızda yazılım sektörü kabul görüyor. Çoğu şunu diyor ben program yazacağım !!! Aslında bilgisayar mühendisinin görevi program yazmak değil , sistemin bütününü algılayıp , bunu çözülebilecek en küçük program parçalarına ayırarak daha sonra da birleştirmektir bana sorarsanız . Ortada zor bir problem var diyelim bu problemi kolay parçalara ayrıştırarak sistematik bir şekilde sonuca giden kişidir.

Bilgisayar mühendisi ayrıca yöneticilik meziyetlerini de bulundurması gerekir , bir takımı idare edebilmeli , insanlarla diyoloğu iyi olmalı. Çünkü her ne kadar mühendisin işi bilgisayarla olduğu düşünülse de aslında işimiz insanlarla. Bir yazılım şirketinde takım lideri olduğunuzu varsayın. Elinizde bir proje var , bir fabrikaya üretim programı yapacaksınız diyelim . Bu projenin detaylarını kimden alabiliriz , tabi ki fabrikanın müdürü , çalışanları hatta işçilerinden. Bu yönetim kadrosundan idari kadroya kadar herkesle iyi geçinmeliyiz demektir . Ne alakası vardır demeyin bir projenin başarılı olmasın kaderi sizin o işletmeden sağlam , güvenilir bilgiler almanıza bağlıdır. Analizleri yaptık , planladık , raporladık artık iş görevleri takım oyuncularına dağıtmaya geldi. İşin en zor kısımlarından biri de burası. Kim hangi işi daha iyi yapabilir , psikolojisi uygun mu vs. bir dünya soru işareti.Herkese ne iş yapması gerektiğini onun anladığı şekilde anlatmalıyız. Bir nevi çevirmenlik yapıyoruz.

Yazılım sektöründe çalışacakların kafasında bir şeyler şekillenmeye başlamıştır umarım. Peki bizim program yazmaya madem bu kadar ihtiyacımız yokta niye bu kadar kasıyoruz demeyin yanılırsınız çünkü takım lideri olmanız için o takımdaki herkesten daha iyi algoritma kurma ve kod yazma beceriniz olması gerekir ki başka türlü kimse sizi takmaz.Zaten okulu bitirdim hemen bir proje ekibinin başına geçeceğim değil olay , basamak basamak. Öncelikle bir ekipte piyon olacaksınız , kendinizi geliştirdikçe fırsatları değerlendireceksiniz. Ama emin olun ilk birkaç sene sıkıntılı geçecek. Sinirleriniz yıpranacak , rüyalarınızda kodlar göreceksiniz . Ama hemen korkmanıza gerek yok , zaten işinizi seviyorsanız ve bir hedefiniz varsa bunları aşacaksınız .

Peki kendimizi geliştirmek için işe girince sudan çıkmış balığa dönmemek için daha okuldayken neler yapmak gerekir? Sürekli ders mi çalışalım? Tabiî ki üniversite sadece mesleğinizle ilgili şeyleri öğrenmek için okunmaz , bir yandan da hayat öğrenilir. Bu yüzden bana sorarsanız sosyal yaşamdan kopmadan sorumluluklarınızı bilerek geçirmek üniversite hayatını en iyisi.Sadece planlı bir şekilde derslere , gerekli araştırmalara yönlenin ilk etapta yeterli. Okuldaki dersler sadece yönlendirme amaçlıdır. Bir dersi almak demek o konuda uzman olduğunuz anlamına gelmez. Örneğin nesne yönelimli programlama dersi aldınız işte sınıf,kalıtım,ara yüz kavramlarını öğrendiniz diyelim bu öğrendiklerinizi birkaç farklı proje içerisinde kullanmadığınız zaman o ders yarım kalmış demektir. Can alıcı nokta her zaman uygulamadır. Teoride bilinen bir şey pratikte hayata geçirilemiyorsa teorinin bir anlamı yoktur.

Bir diğer konu da stajlar: Her yaz mutlaka bir yerlerde staj yapın veya çalışın.Her yaz bir imkan yaratıp bir şirkete kapağı atın. Para falan önemli değil , gerekirse üstüne para verin işi öğrenmek için. Yaz dönemleri kendinizi geliştirmek için çok iyi bir fırsat (tabi yaz okulunuz yoksa) . Stajlarınızı bir şeyler öğrenebileceğiniz yerlerde yapmanız ve bilmediğiniz , aklınıza takılan her şeyi sormanız gereklidir. Yoksa kimse size işini bırakıp işi öğretmeye çalışmaz.

2007 BİLMÖK’e konuşmacı olarak katılmıştım. Konuşmadan sonra bana öğrenciler şu soruları sordular; Hangi programlama dilini öğrenelim?Hangisiyle iyi iş bulabiliriz? Aslında bu sorunun cevabı çokta önemli değil ,ben de orada zaten bunu anlatmaya çalıştım , programlamayı öğrenin , dili öğrenmek kolay.Algoritma kurabiliyorsan bütün dillerde mantık aynı.Sadece yazım şekilleri biraz değişik o da kısa sürede aşılabilecek bir şey. Yoğunlaşmamız gereken noktaları iyi belirlemeliyiz.

Umarım öğrencilerin ve yeni işe başlayacak olanların kafalarından bazı soru işaretleri kalkmıştır.Tabi her ne kadar burada ben anlatmaya çalışsam da insanın mutlaka tecrübe etmesi gerekiyor. Bazı şeylerin gerekliliği ihtiyaç anında ortaya çıkıyor. Neyse lafı fazla uzatmayalım. Herkese iyi çalışmalar . . .

Eylül 3, 2008 Posted by | Yaşam | , , | 1 Yorum

   

%d blogcu bunu beğendi: